Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın CNN Türk'e Verdiği Mülakat, 7 Ocak 2025 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın France 24 English'e Verdiği Mülakat, 20 Aralık 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Al Jazeera English'e Verdiği Mülakat, 18 Aralık 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Al Hades TV’ye Verdiği Mülakat, 15 Aralık 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın NTV’ye Verdiği Mülakat, 13 Aralık 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın A Haber'e Verdiği Mülakat, 15 Kasım 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Haber Global'e Verdiği Mülakat, 17 Ekim 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın TRT Haber’e Verdiği Mülakat, 28 Eylül 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Anadolu Ajansı Editör Masası'na Verdiği Mülakat, 19 Eylül 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Kanal 7’ye Verdiği Mülakat, 31 Temmuz 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Sky News Arabia’ya Verdiği Mülakat, 24 Temmuz 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Habertürk’e Verdiği Özel Röportaj, 24 Haziran 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın NTV’ye Verdiği Mülakat, 15 Mayıs 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Al Arabiya’ya Verdiği Mülakat, 5 Mayıs 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Basına Yaptığı Açıklama, 8 Nisan 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın CNN Türk’e Verdiği Mülakat, 18 Mart 2024 Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın TRT Haber’e Verdiği Özel Röportaj, 20 Ekim 2023
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Al Hades TV’ye Verdiği Mülakat, 15 Aralık 2024

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Çok değerli izleyiciler, bugün Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la birlikte özel söyleşimizi gerçekleştireceğiz. Çok değerli Bakan Hakan Bey, Suriyeliler Esad rejimini devirdiler ve Esad kaçtı. Türkiye’nin bunda rolü ne oldu? Bunun içerisinde bir payı var mıdır Türkiye’nin?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Öncelikle programınıza misafir ettiğiniz için teşekkür ederim. Ekranları başında bu programı izleyecek olan seyircilere de şimdiden selam ve sevgilerimi iletiyorum. Tabii Suriye'de 13-14 yıllık yoğun bir çileli dönemin ardından yeni bir döneme girdik. Biliyorsunuz Türkiye'nin Suriye ile 911 kilometrelik bir sınırı var ve nüfuslarımız akraba nüfuslar. Tarihle, coğrafyayla, kültürle, inançla artık bağlarımız bağlanmış, etle tırnak olmuşuz. Dolayısıyla Suriye'deki bu sıkıntılı dönem başladığında Suriye muhalefeti kuzeyde olanlar sırtlarını Türkiye'ye dayadılar ve özellikle milyonlarca yerlerinden edilmiş mülteciler Türkiye'yi kendilerine vatan bildiler, ev bildiler; biz de onlara kucak açtık. Tabii Suriye muhalefetinin Türkiye'de zemin bulması, çalışması önemliydi. Türkiye özellikle Suriye muhalefetinin yapıcı bir şekilde sorunu çözmesi için çok çalıştı. Astana Süreci bu konuda fevkalade önemliydi, ama maalesef Esad rejimi belki birazdan konuşacağız çok çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü bu çözüme yanaşmadı ve bir denklem arasında kaldı: Ya gücü kendi halkıyla paylaşacaktı, halkıyla barış yapıp ya da dışarıdan gelen hegemonlarla, güçlerle, onu halkına karşı savunan güçlerle gücü paylaşacaktı. Tabii Rusya'yla ve İran'la bu gücü paylaşınca, beraber savaştılar, istedikleri kararları alamadılar, çünkü her ülkenin farklı çıkarları vardı ve bir noktadan sonra Esad gerek halkıyla barışmada, gerek milyonlarca insanı geri getirmede, gerek halihazırda Suriye'de bulunan insanlara hizmet götürmede, temel hizmetleri götürmede, ekonomide başarısız olunca artık sistem kendiliğinden çöktü.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Bazıları aslındauluslararası bağlamda bir masada oturuldu ve Esad’ın gitmesi konusunda uzlaşıldı ve ardından aslında şu an Şam’ın düşmesine kadar varan süreç böylelikle işletilmiş oldu ve HTŞ’nin ilerlemesi için önü açıldı diye bir söz var, bir söylenti var. Siz ne diyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Türkiye böyle bir sürecin asla parçası olmadı. Harekat başladıktan sonra, HTŞ ve diğer muhalifler tarafından harekat başladıktan sonra, bunun en kansız, en problemsiz, en maliyetsiz şekilde nasıl olması için yoğun bir çaba gösterdik, ama onun öncesinde hiçbir ülkeyle veya hiçbir grupla bir araya gelip böyle bir planlama ve çalışma içerisinde olmadık.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME] Sayın Bakan, Rusya’yı ve İran’ı askeri olarak müdahale etmemeleri konusunda ikna ettiğinizden bahsettiniz. Nasıl bir görüşme oldu, nasıldı çabalarınız ve nasıl sonuç aldınız? Bu konuda konuşabilir miyiz?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Astana Süreci boyunca ve diğer süreçlerde, Suriye ile ilgili süreçlerde, Rusya, Türkiye, İran sahadaki ateşkesin devam etmesi, sorunların çözülmesi için çok yoğun ve düzenli bir görüşme trafiği içerisinde oldular açıkçası. Türkiye, muhaliflerin görüşlerini her zaman için masaya getirdi, İran'la Rusya da rejimin görüşlerini; bir noktaya kadar bunu götürdük. Onlarla bizim son derece karşılıklı saygıya dayalı ilişkimiz var, birbirimizi tanıyoruz ve süreç başladığında da biz kendileriyle konuştuk. Yani 2006'daki, 2016'daki, 2015'teki aynı senaryoyu tekrar etmenin bir anlamı yok. Beşar Esad, maalesef siz onun yardımına geldiniz, muhalifleri püskürtmede yardımcı oldunuz, fakat halkına hizmet götürmede sistemi ayağa kaldırmada, halkıyla barışmada bir başarı gösteremediği için bugün böyle bir tabloyla karşılaştık. Benim anladığım hem Rusya'nın hem İran'ın kendi yaptıkları değerlendirmeler, analizler tabii ki bir neticeyi onlara da gösterdi. Ama bölgenin önemli bir unsuru olarak muhaliflerin önemli bir dostu olan Türkiye'nin belli konularda, onlarla yapıcı bir dil içerisinde bu süreci yönetmeyle ilgili konuşmasının da çok etkili olduğunu düşünüyorum ve bundan sonra da biz onlarla konuşmaya devam edeceğiz.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Sayın Bakan, Esad’ı arayan kim oldu? Ondan sonra ülkeyi terk eden, terk etmesine sebep olan kimdi? Bunu biz Türk kanallarından öğrendik. İran mı, Rusya mı, Putin mi aradı, Mesud Pezeşkiyan mı aradı, kim aradı? Bunu öğrenmek istiyoruz açıkçası.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Şimdi ben direkt… Yani muhataplarımızın Şam'la belli bir trafik teması içerisinde olduğunu biliyoruz, onlar bize söylediler o gün, ama birebir hangisi, hangi seviyeden direkt kendisiyle konuştu, o konuda bilgim yok ama benim bildiğim mesaj iletildi.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME] Türkiye bazı mercilerle iş birliği yaparak Esad’ın çıkmasına olanak tanıdı diye bir iddia var veya bir suçlama var Türkiye’ye karşı. Bu doğru mudur?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Yok, asla doğru değil. Bu bizim yapacağımız bir şey de değil. Bu, Ruslar kendileri ilan ettiler kendileri bu işi organize edip götürdüklerini. Bu konuda bizim bir rolümüz yok.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME] Türkiye İstihbarat Şefinin Şam ziyareti nasıldı ve hangi kanaatlerle ve mesajlarla Türkiye’ye döndü?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Şimdi biliyorsunuz biz İbrahim Bey'i gönderirken ondan önce hem bölge ülkeleriyle hem Batılı ülkelerle geniş bir istişare içerisinde bulunduk, Şam'daki yeni yönetimle hem bölgedeki ülkeler hem dünya ülkeleri nasıl iletişim kurmalı? Yaptığımız temaslarla orada genel bir algı ve talebi gördük ve herkesin üzerinde aşağı yukarı ittifak ettiği belli prensipler vardı. Bunlar terör örgütlerinin yeni dönemde Şam'dan istifade etmemeleri, özellikle azınlıklara karşı iyi davranılması -Hristiyanlar, Kürtler, Aleviler, Türkmenler başta olmak üzere. Daha sonra kapsayıcı bir hükümetin kurulması gibi, komşularına tehdit olmaması gibi çeşitli oluşmuş görüşler vardı. İbrahim Bey bu görüşleri uluslararası toplumun, bölgenin ve bizim tabii ki görüşlerimizi karşı tarafa iletti. Karşı tarafın da verilerini aldı. Biz o verileri aldıktan sonra da zaten cumartesi günü biliyorsunuz Ürdün'de, Akabe Körfezi'nde çok önemli bir toplantı vardı. Oraya gittik ve orada da alacağımız kararlara temel teşkil eden görüşmeler yaptık.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME] Türkiye’nin HTŞ ile ilişkisi doğrudan ve açık. HTŞ’nin ve ona bağlı veya diğer muhalif grupların yönetime geçmesi birtakım değişiklikleri de getirebilir mi? Yani coğrafi anlamda değişiklikler olabilir mi? Türkiye’nin böyle bir çalışması var mıdır?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Coğrafi manada derken neyi kast ediyorsunuz?

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME] Özellikle de Suriye’nin önemli coğrafyasını dikkate aldığımız zaman, yani jeopolitik bağlamda Suriye’den istifade edebilir, birçok konuda da istifade edilebilir.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Şöyle, biliyorsunuz bizim Suriye'deki politikamız birkaç ayaklıydı bu geçtiğimiz on üç yıl boyunca. Bunlardan önemli bir politika da muhalefetiyle barışmayan Esad'dan dolayı daha fazla Türkiye'ye mülteci gelmesini önlemekti. Onun için ileri hatlarda kontrolü elinde tutan muhalif unsurlarla Türkiye çalıştı. Özellikle Suriye Milli Ordusu, Ulusal Kurtuluş Cephesi, bunlar Türkiye'nin birebir çalıştığı yerlerdi. İdlip'te, Heyet Tahrir el-Şam’ın kontrolü altında 4 milyon Suriyeli vatandaş yaşıyordu. Bunların belli bir kriz esnasında Türkiye'ye gelmesi mümkündü. Bu krizlerin çıkmaması, oradaki varlığın istikrarlı devam etmesi için bizler tabii ki belli bir koordinasyon içerisinde hep olduk ve o süreç içerisinde de Heyeti tanıma imkânımız oldu. Onlara özellikle modern yönetim algısı nasıl olur, modern yönetim sistemleri nasıl olur, onlar konusunda tavsiyelerimizi, nasihatlarımızı hep ilettik. Bizim gördüğümüz şu anda Heyetin ve diğer bileşenlerin bir numaralı önceliği Beşar Esad'ın yaptığı hataları tekrar yapmamak ve halkı kucaklayarak hak ettikleri bir refahı ve istikrarı götürmek. Bunu yapmada bizim yardımcı olmamız lazım, onların da hata yapmaması lazım.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME] Peki HTŞ lideriyle uzaktan mı tanıştınız, yoksa belli münasebetlerle bir araya geldiniz mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Ben biliyorsunuz Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 13 yıl yöneticiliğini yaptım. Suriye krizi başladığı günden itibaren de, yani mesaimin yarısını 13 yıl boyunca Suriye krizi aldı. Buraya geldikten sonra da aldı. Belli aktörlerle her zaman için temasım oluyordu işim gereği.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Sayın Bakan, biliyorsunuz ki şu an Esad, İran projesini boşa çıkardı aslında ve bazıları şu an bölgede özellikle de yeniden bir yayılım politikasının uygulanmaması konusunda birtakım korkular var ve Türkiye’nin bu bağlamdaki yapacakları da merak ediliyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Bu konu önemli bir konu, sorduğunuz için teşekkür ederim. Suriye'deki bu yeni dönem, yeni değişiklik olmadan önce de biz bölgede müttefiklerimizle, dostlarımızla bu konuyu çok masaya yatırıyorduk. Cumhurbaşkanımızın şöyle bir vizyonu var, bu dili geliştirmemiz lazım bölgede. Biz bölgede İran dominasyonu istemiyoruz, Türk dominasyonu istemiyoruz, Arap dominasyonu istemiyoruz. Ne Körfez’deki Araplar birbirlerini domine etsinler, ne oradan başka bir yeri domine etsinler, ne biz başka bir yeri domine edelim, ne İranlılar bir yeri domine etsinler. Artık bütün devletler, 2024'ten 2025'e geçiyoruz, gerekli miktarda olgunlaştılar, altyapıları güçlü. Çok güçlü bir Suudi Arabistan var, çok güçlü bir Birleşik Arap Emirlikleri var, çok etkili bir Katar var, Kuveyt var. Mısır gerçekten elinden geleni yapıyor, e Türkiye. Yani artık bizlerin bir araya gelip iş birliği kültürü içerisinde birbirimizin sınırlarına, egemenlik haklarına saygı duyarak, saygının ötesine geçip birbirimizi korumayı taahhüt ederek, omuz omuza vererek bölgede kendi çıkarlarımızı, kendi düzenimizi kurmamız gerekiyor. Aksi takdirde dışarıdan hegemonlar geliyorlar, bölgeye müdahale ediyorlar, bölgedeki kutuplaşmadan yararlanıyorlar ve bu bölgede uzun süreli, çok kanlı maliyetli çatışmalara yol açıyor. Hiç buna gerek yok, açık ve şeffaf bir şekilde bölge halkları -zaten hepimiz akrabayız birbirimizle, hepimiz Müslümanız, hepimiz aynı dindeniz- bir araya gelip bizim büyük bir olgunluk ve profesyonellik içerisinde menfaatlerimizi, isteklerimizi, hassasiyetlerimizi tanımlayıp birbirimizle, nasıl Avrupa'da, Kuzey Amerika'da, başka yerlerde ittifaklar kuruluyor -ekonomik, siyasi, askeri- bunların hepsini de bu coğrafyada yapmak mümkün. Bizim coğrafyamızın toprağı bereketli, insanı verimli ve çalışkan, dürüst. Devletler artık olgunlaşmış durumda. Artık bir araya gelip yapabileceğimiz çok şey var. Bizim mesajımız bu. Yani o dominasyon fikri, emperyal fikirlerin rafa kaldırılması lazım. Yani birilerinin proxy kullanarak bölgede başka ülkeleri yönetmeye çalışması, birilerinin geri planda para vererek başka bir şey yapmaya çalışması, menfaatini korumaya çalışması önceden. Yani bunlar bir aksiyon karşı reaksiyon üretiyor, reaksiyon başka bir aksiyon üretiyor derken bir kısır döngü içerisine giriyoruz. Bölge, artık bu kısır döngüden çıkacak kadar ders almış durumda. Bölgemiz son 20-30 yıldır gerçekten inanılmaz derecede büyük bir ateş sarmalının içerisinde. Körfez’dekiler Yemen probleminden etkilendiler, bizler Irak ve Suriye probleminden etkilendik. Ben yeni dönemde İran'ın da ders çıkartacağını düşünüyorum, İran'a da yardımcı olmamız lazım yapıcı bir şekilde. Suriye'deki yeni yönetime de isteklerimizi ileterek yardımcı olmamız lazım. Ben Türkiye'nin, Suudi Arabistan'ın, Birleşik Arap Emirlikleri'nin, Mısır'ın, Katar'ın bir araya gelerek, Ürdün'ün de, bölgedeki kritik sorunları çözmede çok ciddi adımlar atabileceğine inanıyorum, Akabe'deki toplantıyla da buna başladık. Önemli olan devletlerin samimi olması.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Peki Suudi Arabistan bağlamında ne düşünüyorsunuz? Suudi Arabistan’ın çok net bir açıklaması var, dedi ki Suriye halkı geleceğini belirleyecek tek meşru yapıdır. Bu bağlamda Riyad’la aranızda koordinasyon var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Evet. Tabii var, var konuşuyoruz. Yani Suud makamlarıyla oldukça iyi ilişkimiz var. Çok açık ve samimi konuşuyoruz. Yani hem güvenlik servisleriyle hem Dışişleri Bakanıyla çok dikkatli bir şekilde ilişkileri götürüyoruz. Burada dediğim gibi yani, her devlet artık kendi olgunluğunu tamamlamış durumda. Kimsenin kimseye yalan söylemeye, tuzak kurmaya hiç mecali de yok. Bu bizlere de yakışmaz, bölgede olgun ülkeler olarak. Suudi Arabistan'ın şu anda çok büyük bir potansiyeli var, büyük bir dönüşümden geçiyor Suudi Arabistan. Başbakan Muhammed bin Selman, Veliaht Prens, gerçekten hem aynı anda birçok dönüştürücü hareketi yapıyor, sadece altyapıyı değil, toplumsal dönüşümü de şu anda sağlamakla meşgul. Benim gördüğüm, bölgedeki ülkeler Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar bunların hepsi kalkınmalarını gerçekleştirmekle meşgul, Mısır da dahil olmak üzere. Herkes savaş olmasın, istikrarsızlık olmasın, altyapılarımızı geliştirelim, yirmi birinci yüzyıla uygun teknolojik yatırımlarımızı yapalım, ticaretimizi ilerletelim, toplumlarımıza daha iyi hizmet yapalım. Bakın, şimdi Körfez ülkelerinde ve diğer ülkelerde niye çok fazla toplumsal rahatsızlık çıkmıyor? Çünkü oradaki yönetimler kazandıkları paraları, petrolden gelen parayı halkına harcıyorlar, temel hizmetleri götürüyorlar, altyapıyı götürüyorlar, eğitimi götürüyorlar, moderniteyi götürüyorlar. Bunlar olduğu sürece yani oradan bir sıkıntı çıkmıyor. Ama halklarına hizmetleri götürmeyen toplumlarda sıkıntı çıkıyor. Dolayısıyla bizim el birliğiyle, el ele vererek yeni dönemde özellikle Suudi Arabistan'la çok yakın iş birliği içerisinde ve diğer kardeş ülkelerle iş birliği içerisinde yeni bir anlayışı, yeni bir vizyonu bölgede hep beraber hayata geçirmemiz gerekiyor.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Tüm bu dedikleriniz Suriye’nin gerçekten de sivil ve demokratik bir devlet inşasına katkı sunacaktır, değil mi? Demokratik ve sivil bir devlet…

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Evet. Kesinlikle bizim arzuladığımız o, hem sivil hem demokratik bir devlet istiyoruz. Tabii orada şu anda, Suriye'nin kendi içinde de Beşar Esad’dan kurtulundu, ama yeni dönemde de birtakım problem, sorun alanları olabilir. O konuyu çözmede bölge ülkeleri olarak bizim Şam'daki yeni yönetime yardımcı olmamız gerekiyor. Zaten asıl çalışmamız gereken nokta da o beraber bir şekilde. Birincisi Şam, yani bir gecede veya bir ayda, bir yılda bir İsviçre demokrasisi beklemek çok şey olur, gerçekçi olmaz. Yani oradaki temel sorunların halli, bir defa yönetimde kuşatıcılığın yansıması önemli. Diğer hem coğrafi olarak hem etnisite olarak orada bir yönetime yansıması olmalı. Orada anayasal vatandaşlık üzerinden, yani çeşitli ayrımcılığı da ve bölücülüğü de teşvik etmeden bir bütüncül milli devlet sınırları içerisinde ben yönetimin kurulabileceğine inanıyorum. Burada sadece bir hassas geçiş dönemi var, o da Suriye muhalefetini oluşturan grupların yani kuzeydeki gruplar biliyorsunuz Suriye Milli Ordusu, Ulusal Kurtuluş Cephesi ve Heyet Tahrir el-Şam, güneyde de gruplar vardı ve bunların aslında bir süreç içerisinde artık bir konsolidasyona gitmesi önemli. Bu hassas bir süreç. Ben bu sürecin iyi yönetileceğini düşünüyorum. O konuda elimizden gelen yardımı yapıyoruz. Çünkü güvenlikle ilgili, asayişle ilgili istikrar sağlandı mı, ekonomiyle ilgili, ticaretle ilgili, kalkınmayla ilgili, altyapıyla ilgili, temel hizmetleri vatandaşa götürmekle ilgili işlemlere de süratle başlanır.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Türkiye, HTŞ ve HTŞ’ye bağlı grupları Amerika’ya ve Batı’ya olumlu bir şekilde tanıtacaktır, yani biliyorsunuz aslında Amerika’nın da bu bağlamda bir bakış açısı var HTŞ’ye karşı. Sizin rolünüz bu konuda ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Şimdi şöyle bizim rolümüz, biz kendi izlenimlerimizi anlatabiliriz ve onlarla ilgili belki şu ana kadarki olan süreç içerisinde belki belli platformları oluşturmada yardımcı olabiliriz, bir araya gelmede. Ama her şeyden önemlisi ben neyi anlatırsam anlatayım karşı tarafa, Heyet Tahrir el-Şam'ın ve Şam'daki yeni yönetimin yaptıklarını gizleyemezsiniz, söyleyemezsiniz. Eğer ben yanlış bir reklam yapıyorsam yalancı çıkan ben olurum. Dolayısıyla hep beraber yeni yönetimin, oradaki arkadaşların ne yaptığına bakacağız. Uluslararası toplumun, bölgesel müttefiklerin, ülkelerin -başta Arap ülkeleri olmak üzere- nasihatlarını dinliyor mu, gerekli adımları atıyor mu? Terörle ilişki kurmaması, azınlıklara kötü muamele yapılmaması, bunlar başlangıç noktaları, fevkalade önemli. Kadın haklarıyla ilgili konular, bunlar önemli. Şu ana kadar bunlardan bir şikayet görmedik ama her şey çok yeni. Dolayısıyla bizim tavsiyemiz gerek Amerikalılara, gerek Avrupalılara, gerek bölgedeki ülkelere temas edin, hangi konularda hassas olduğunuzu, yani evrensellikle ilgili, yani biz burada ülke çıkarlarından değil, burada bir tane ülkenin çıkarı olur, o da Suriye'nin çıkarı ve Suriye halkının çıkarı. Her ülkenin Suriye ile iş birliği yapmak için ne türden bir beklenti içerisinde olduğunu söylemesi lazım. Ben bu noktada yeni yönetimin Suriye'de şu anda çok dikkatli bir diplomatik ilişki tarzı geliştirdiğini ve dikkatli bir diplomatik dil kullandığını görüyorum. Ama eskiden bir laf vardı, bu verification konularında “trust but verify” diye. Burada da yani güven tabii ki olacak söylenene ama hepimiz burada da göreceğiz yani işlerin nasıl gittiğini. Ama tekrar ediyorum, bizim hep beraber bölge ülkeleri olarak yeni yönetime yardımcı olmamız lazım ki milyonlarca insan, 10 milyondan fazla Suriyeli tekrar evlerine dönsünler, bir ekonomi canlansın. Bölge ülkeleri üzerindeki, Ürdün'ün üzerinde, Mısır'ın üzerinde, Irak'ın üzerinde, Türkiye'nin üzerinde ve Avrupa'nın üzerinde oluşturulmuş basınçlar var. Herkes bu Suriyeli kardeşlerimize ev sahipliği yaptı. Bunların geri dönüp bu basıncın ortadan kalkması da önemli.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Peki Suriye konusunda, baktığımızda en zararlı ülke İran, sonra da Rusya. Şimdi özellikle de biliyorsunuz Hamas’la İsrail arasındaki çekişme ve gelişmeler birçok dengeyi de değiştirdi bölgede. Yani aslında direniş bağlamında da Esad’ın kaçması İsrail’e karşı direnişin bir ayağını da yıkmış oldu. Peki bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani Esad’in da kaçışı süreci nasıl etkileyecek? Netanyahu, Esad için ateşle oynuyor diye bir şey söylemişti hatırlarsanız daha önce bazı reaksiyonlarından dolayı.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Benim bu konuda farklı fikirlerim var. Yani 13 yıl İstihbarat Başkanlığı yaparken, bölgede İranlı arkadaşlarımızla da çok konuştuk. Yani sizin özellikle Suriye'de Beşar Esad'ın İsrail'e karşı bir direniş cephesinin bir unsuru olması meselesi bir şaka. Yani Beşar Esad İranlılara yer veriyordu, yani Lübnan ve Hizbullah ile İran arasındaki ilişki açısından, onun dışında kendisinin İsrail'le ilgili herhangi bir…

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Peki İsraillilerle iletişim halinde olduğuyla ilgili bilgiler mi var mesela, neden bunu siz reddediyordunuz, böyle bir düşünceyi?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Şöyle şimdi bakın, hiç iletişime gerek yok yani olana bakın. Suriye'den İsrail'e herhangi bir askeri harekat gördünüz mü siz? Görmediniz. İsrail'den Suriye'ye askeri harekat gördünüz mü? Görmediniz. İsrail'den yapılan bütün askeri harekatlar İranlı ve İranlı milislere yönelikti, yani Suriye ile ilgili bir problemi yoktu. Esad kendini geriye çekmişti, İran'la İsrail'in kendi toprağında savaşmasını seyrediyordu. Bakın ben size bir şey söyleyeyim, Suriye muhalefeti bundan 6-7 sene önce Şam'da şimdiki yaptıklarını yaptığı sırada, o zaman Biden Başkan Yardımcısıydı, Türkiye'ye geldi, Cumhurbaşkanımızla görüştü ve biz Beşar’ın gitmesini istemiyoruz dedi. Biz biliyoruz aslında bu onun değil İsrail'in bir görüşüydü. İsrail hiçbir zaman için Beşar’ın gitmesini istemedi. Beşar'ın İranlılara verdiği ortamdan mutsuzdu İsrail. Ama Beşar'ın genel manada kendisi için faydalı bir aktör olduğunu biliyordu. Yani son güne kadar, Amerikalıların bize söylediği harekat başladıktan sonra da, İsrail, Beşar'ın gitmesini istemiyor.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]O zaman şu an İran en büyük zarar gören dedik, buna göre şu an İsrail mi en büyük zarar gören? Yani Esad’ın gitmesinden en büyük zarar gören İsrail’dir diyebilir miyiz? Çünkü sonuç itibariyle Esad, İsrail’in gündemine hizmet ediyordu ve İsrail’in güçlenmesine katkıda bulunuyordu diyebilir miyiz?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Şöyle, yani burada realist politikalar izlemek lazım. Esad'ın yürüttüğü politika belli noktalarda realist politikaydı. Yani burada ben sadece yapılan reklamın yanlışlığını anlatmaya çalıştım. Yeni yönetimin de ben İsrail'le bir çatışma arayacağını düşünmüyorum. Herkesin kendi sınırları içerisinde kendi işine bakması gerekiyor. İsrail'in Suriye topraklarını işgal etmemesi, ondan vazgeçmesi gerekiyor. Suriye'nin de İsrail'e yönelik bir şey yapmaması gerekiyor. Karşılıklı bir şey olursa o zaman yapılabilir. Onun için tehdit algısını yeniden tanımlamak lazım. Şimdi bölgeden İranlı unsurlar çekildiler ve İsrail için temel endişe kaynağının belli noktalarda elimine olmuş olması lazım. Ama İsrail'in halihazırda en kötü senaryoya göre düşünüp, Suriye'deki belli tesisleri vurması ve belli yerleri işgal etmesi de kabul edilebilir bir şey değil. Yani bu bir bağımsız ülkenin, egemen ülkenin toprağının gereksiz yere işgalidir, bunu haklı çıkartacak herhangi bir emare olmadan bunun yapılması da doğru değil.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Peki, İsrail’in Suriye topraklarına zararını siz nasıl yorumluyorsunuz? Daha önce İran’ı gerekçe göstererek yapıyordu, şu an İran artık yok. Baktığımız zaman HTŞ’lilere de aynı şeyi söylüyor, şu an zaten İran yok, ne diye gelip de vuruyor Suriye topraklarını, neden saldırıda bulunuyor, siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Cevabı basit. Suriye halkının kendi vicdanını, çoğunluğunu temsil eden her iktidar, İsrail'in etrafındaki her iktidar, İsrail için bir tehdittir. Beşar Esad, Suriye halkının çoğunluğunu temsil etmiyordu. Halktan meşruiyet alamadığı için dışarıdaki güçlerden meşruiyet alması gerekiyordu. Yeni gelen yönetimin Suriye halkının temel değerlerini yansıttığı için… Şimdi 20 milyon Suriyeliye sorduğunuz zaman İsrail'le ilgili ne düşünüyorsunuz diye, ne diyecekler? Kötü düşünüyoruz diyecekler. Şimdi bu kötü düşüncenin tabii ki iktidarda olması, meşru yansıma bulması İsrail'in işine gelmiyor. Dolayısıyla İsrail burada açıkçası en kötü senaryoyu göz önüne alıp buradan bir zarar gelecek diye birtakım adımlar atıyor. Ama ben hem yeni yönetimle konuştuğum için biliyorum, hem genel şartlarda değerlendirdiğimizde şu anda yeni yönetimin elinde harap olmuş bir ülke var. Milyonlarca insan perişan durumda, bunlara hizmet götürmesi gerekiyor. Bölgede savaşa dayalı, yayılmaya dayalı bir çatışmanın olmaması gerekiyor. Ama şunu da unutmamak lazım, bölge ülkeleri ve bölge halklarının hassas oldukları birkaç tane mesele var. Kudüs konusu önemli, Filistin meselesi önemli. Siz, Filistinli Arap kardeşlerimizi çoluk çocuk demeden soykırıma tabi tutarsanız, bu, bölgedeki bütün halkları, bütün devletleri ister istemez isyana götürür. Bunun durması gerekiyor. Gazze'de yaşananlar, Batı Şeria'da devam eden işgal ve ilhak, yani bunların durması gerekiyor. Bunlar bölgeye çok negatif mesajlar gönderiyor ve bölgedeki halklar belli konularda mahrumiyeti çekerler ama söz konusu Gazze ve Filistin olduğu zaman da seslerini yükseltirler. Yani İsrail'in bunu artık hesaba katması gerekiyor.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Üç dakikadan daha az bir süremiz kaldı Sayın Bakan. Suriye meselesi, aslında Rusya, İran’la şu an Suriye sahasının bir soğuk veya sıcak savaş arenasına dönme ihtimali var mıdır? Yani İran ve Rusya tekrar müdahil olabilirler mi? Böyle bir savaşı başlatabilirler mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Başlatacak tabii ki her zaman için yetenekleri olabilir ama ben İran'ın da Rusya'nın da bunu yapacağını düşünmüyorum. İran da Rusya da son derece gelişmiş karar alma mekanizmaları olan iki ülke. Sahadan gelen verileri görüyorlar, yeni döneme bir an önce adapte olup devam etmek gerekiyor. Biz yeni dönemde de hem İran'la hem Rusya'yla da konuşarak sorunları çatışmadan, her iki tarafın lehine olacak şekilde nasıl yönetiriz onu yürütmeye gayret edeceğiz.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Peki, YPG’ye gelelim. İki tane Arap şehrinde -Rakka ve Deyrizor- şu an YPG egemen. Türkiye onlara karşı ne yapacak? Yani yeni yönetimin toprak bütünlüğünü sağlamış bir Suriye’nin tesisi konusunda katkısı ve desteği ne şekilde olacak? Sadece bir dakika Sayın Bakan.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-YPG, PKK'nın Suriye'deki bir koludur, Türkiye'den, Irak'tan, İran'dan ve Avrupa'dan gelmiş uluslararası terörist savaşçıların yönettiği bir organizasyon. Bunu her ne kadar Amerikalılar dünyaya farklı şekilde pazarlasalar da olayın özü bu. Artık bu yalan ortadan kalkmalı. PKK’nın hem Suriye'de Arap topraklarını işgal etmesi, hem Suriye halkının tamamına ait olan doğalgaz ve petrol kaynaklarının üzerine oturması, Kürtlere, Araplara muazzam kötü davranması artık son bulmalı. Yani bu konuda ben artık uluslararası bir anlayışın, birliğin olduğunu düşünüyorum. Arap toprakları kurtulmalı. Ben geçen bir konuşmamda da söyledim, bölgenin otantik halklarının bulduğu otantik topraklar… Kürtler, Araplar, Türkmenler, Yezidiler, Aleviler kendi yerlerinde yaşamalı, kimse yerinden edilmemeli. Kürtlerin ait olduğu yerler var, Arapların, Türkmenlerin. Ama başkasının gidip toprağını işgal edip, dışarıdan aldığınız destekle, bu devam edemez ve etmemeli de, etmeyecek de inşallah.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Peki, Mahir Esad’ın, Moskova’ya kaçmış olan Esad’ın kardeşiyle, ilgili elinizde bir bilgi var mı? Onun geleceği ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Yok biz de bilgi yok, biz de bilgi yok. Merak da etmiyorum açıkçası. O, Suriye rejiminin, Suriye'deki yeni yönetimin açıkçası işi, savaş suçlularının artık bulunması ve aranması.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Suriye’de Ali Memlük, Hüsam Luka gibi mevkidaşlarınız vardı, bu insanlar daha sonra ülkeden çıkış için yardım bağlamında sizinle bir temasa geçtiler mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Yok geçmediler, geçmediler.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Geçtiğimiz üç yıl içerisinde Esad’la hiç bir araya geldiniz mi Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Yok gelmedi, yok. Yani gelmek için teşebbüsümüz oldu, istedik ama kabul etmediler. Yani ben istedim. Hatta bölgedeki ülkeleri aracı yaptık Irak başta olmak üzere, başka ülkelerin adını da söylemeyeyim. Hepsine hayır dedi.

SUNUCU- [SİMULTANE TERCÜME]Çok teşekkür ediyorum Sayın Bakan Hakan Fidan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, bize ayırmış olduğunuz zamandan dolayı. Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN-Ben çok teşekkür ederim. Sağ olun. Sağ olun.

* Interpress deşifresidir.